11 Şubat 2013
Yin dersem git, Yang dersem kal!
Fizikte kuzey-güney kutupları, matematikte eksi ve artı, felsefede YinYang, toplumda kadın ve erkek...
Neyimi sorguluyorum? Düzenin birbirine zıt düşen fakat ayrılmaz olan o halini. Iyi var diye kötü var, gece var diye gündüz var. Bu koşullarda işler bu şekilde kalıplaşmış ilerleyebilirken nasıl olur da yinede denge sağlanamıyor. Özellikle YinYang’ın temelinde denge yatarken. Sorun kökeninde yatıyor. Yin negatif başlığı altında, içerisinde soğuk, karanlık, gece, ölüm, pasif ve kadın gibi kavramları barındırıyor. (Evet “kadın”!) Yang ise tahmin edersiniz ki pozitif. Sıcak, aydınlık, gündüz, yaşam, aktif ve erkek. Oradan bakılınca çok feminist durduğumu biliyorum fakat elde değil bunun sorumlusu Yin. Negatif o kadar terimin arasında kadın kelimesi fazla sırıtmıyor mu? Bu felsefik açıklamadan sonra akıllarda; sorunu kadın çıkarır erkek çözer veya erkek kadını aydınlatır gibi tüme varımlar çıkmıyor mu? Biraz daha feminist hareketlenmeyle devam edersek Çinlilerin kadın düşmanı olduğu sonucuna kadar gideriz. Halbuki o erkek işten yorgun evine döndüğünde “soğuk ve karanlık” eşinin yaptığı ev yapımı noodle ve pekin ördeğini yediğinde Yang’ın sağladığı tüm özelliklere zaten sahip oluyor. Kısaca YinYang’ı “denge” başlığında toplayalım, bırakalım terimler içinde dolaşsın. ( Ben ve benim gibi feministleri Beyoğlu’nda açlık eylemi yapmak zorunda bırakmayalım.)
Yeri gelmişken yemek konusunda çok hassasım. YinYang felsefesini tabağımdan uzak durursa sevinirim zira kimse lahmacunla sushiyi aynı tabakta görmek istemez. Veya bu duruma sake ve rakı örneğinide verebiliriz zıt kutuplar birbirini çekmez, çarpar. (Alınacak Ders: Karıştırmayın.) Kadın erkek zıtlığına bu kadar değinmişken ilişkilerden bahsetmemek olmaz. Chris Rea – Elton John ‘dan “If you were me” arka fonda ilham verirken şarkının sözlerinde de bahsedildiği gibi birbirine zıt iki karakter, iki farklı yaşam tarzı nasıl oluyor da birbirini buluyor. Burda YinYang’ın temel tanımı; (100 kişiye sorduk tek populer cevap aldık) “Her kötülüğün içinde biraz iyilik, her iyiliğin içinde biraz kötülük vardır” devreye giriyor. Beslenme, uyku gibi temel ihtiyaçları saymıyorum. Tabii ki farklı ortak özellikleri de olabilir bu tarz çiftlerin mesela; çok gezmeyi seven bir kadına karşı ev kuşu bir erkek (inandırıcı değil) elbet o kadın bir gün evden çıkıcak veya o erkek hiç mi yorulmayacak? Başka bir çiftte ise kadın alışveriş tutkunu, erkek nefret ediyor. O erkeğin hiç mi bir çift yeni çoraba ihtiyacı olmayacak, o kadının kredi kartı limiti hiç mi dolmayacak? Burda önemli olan tarafın dezavantajlarını avantaja dönüştürebilmek. Zaten kuşkusuz ki böyle çiftlerin tek kavgası dolap da ikisininde en sevdiği son çikolatayı kimin yediği üzerine olucaktır. Fakat o çikotayı yemenin tanımın içindeki “biraz iyilik” mi yoksa “biraz kötülük” mü olduğunu henüz bulamadık. ( Norveçli bilim adamları bu konuda gereken araştırmayı yapıcak.)
Woody Allen’ın “Yan Etkiler” kitabının arka yüzünde yazan satırlar geldi aklıma. “Yalnız geçirdiğim bir akşam oturup mükemmelliğin estetiğini düşünmeye başlamıştım. Doğada “mükemmel” olan bir şey var mıydı, Hyman amcamın aptallığını saymazsak? Ben kimdim ki mükemmeli arıyordum? Bunca kusurum varken üstelik. Kusurlarımın listesini çıkaracak oldum ama bir numaralı olanda takıldım: 1)Bazen şapkasını unutur.”
Bazı istisnalar dışında YinYang’ın işleyişi evrende akışıyla gidiyor. Bu da onun temelinin parçası değil mi? Bazı şartlarda işe yarıyor, bazılarında yaramıyor. Siyah ve beyazı benimsediği kadar griyi de sahipleniyor. Fakat bazı şartlarda gri olmuyor. Sessizlik ve Ses gibi, biri gelince diğerinin gideceği aşikar. Woody’nin değindiği kusur ve mükemmeliyet ikilemeside bir başka zıt kutuplar, onlar da birbirlerini çekebilecek türden değil. Bir kusur olduğunda diğerini sonsuza kadar kaybedebileceğimiz, biri gelince diğerinin tamamen gittiği türden...
Yin dersem git, Yang dersem kal!
