13 Şubat 2013

Less is more??




Evrenin varoluş nedenine dayanan ve dengeyi sağlayan felsefe “YinYang ”  her alanda olduğu gibi moda alanında da büyük bir yere sahip mi? Siyah var diye mi beyaz var ? Kadın-Erkek? Ya da abiye var diye mi takım elbise? Peki ya formlar? Kadınların içinde “biraz erkek” mi var? Maskülenlik mi? Chanel’in de temeli maskülen...


Zıtlıklar en belirgin şekilde 20’lerde kendini göstermeye başlıyor. Savaş sonrasında yaşanan kumaş kıtlığı ve ekonomik kriz elbise boylarında kısalmaya neden oluyor fakat bu durum YinYang’ın “kötülüğün içinde biraz iyilik” tanımıyla avantaja gönüşüyor. Döneme damgasını vuran bu trend Art Deco ve Kubizmi de beraberinde getiriyor. Kısalan elbiselere geometrik birbirinden zıt desenler eşlik ediyor. 20’ler de zıtlıklar sadece desenlerle kalmayıp kadınların genel görünüşünü hatta davranışlarına bile etki ediyor. Maskulenlik en iddialı haliyle bu dönemde karşımıza çıkıyor. Savaşa giden eş, oğul ve yakınlarını kaybeden kadınlar evin erkeği olmak adına bu dönemde sıkı bir değişime gidiyor. Kadın reformu olarak da adlandırabileceğimiz bu dönemde kadınlar “biraz erkek ” oluyor. Eğitim, iş ve sosyal alanlarda boy göstermeye başlayıp, sigara içmek, silah veya araba kullanmak gibi o zamanın kadınlarınca “tabu” ve erkeklere has olan davranışlarını huy ediniyorlar. Peki ya kılık kıyafet? Tabii ki takım elbise. Denizci pantalonları, gömlekler, blazer ceketler ve klasik şalvar görünümleri... Coco Chanel’in başlattığı maskülen hareketlenmeyi,  Paul Poiret 1922’de tasarladığı egzotik harem şalvarlarıyla destekliyor. Kadınların zıt görünüşe olan merakı , 1930’da Greta Garbo ve Marlene Dietrich gibi dönemin önemli kadınlarının erkeksi tavırları ve 1966’da Yves Saint Laurent tarafından tasarlanan “Le Smoking ” erkek kesim ceket, 70’lerde Four Tops ve Coconuts fanı babalarımızın gardrobunda ön saflarda yerini alan, ayak bileğine kadar uzanan parlak, bol pantalonlar sayesinde kendini tekrarlayarak günümüze kadar geliyor. En son Sonbahar/ Kış 2012 Prada defilesinde açılışı yapan ve karşımıza önünde potluk yapmış dar kesim bir pantolonla kombinlenmiş siyah yün, uzun, bir ceketle çıkan takım elbiseler,  klapa, sigara cepleri gibi erkeksi detayların yanı sıra abartılı, kadınsı çift taraflı pleksiglas taşlarla, zıtlığın uyumunu bir kez daha gözler önüne seriyor.


Dönemin bir diğer zıtlığı ise 1926’da Chanel’le gelen “Little Black Dress” ve Madeleine Vionnet’in damgasını vurduğu kadınsı hatlara sahip carliston elbiseler. Chanel “less is more” u desteklerken bir yandan da toplumun savaştan çıkmış olmasını ve yaşanılan sıkıntılı dönemin acısını kadınların toplumda siyah giyerek vurgulaması gerektiğini amaçlarken, Madeleine olabildiğince abartılı, gösterişli  ve eğlenceli tasarımlarla  Jazz Age’i yaşıyor.


Siyah bir elbise; olabildiğince sade, dekorasyon amaçlı üzerinde ne dantel, ne pencere nede ipek kurdele barındırıyor. Fakat Madeleine’in tasarımları Chanel’ e ters düşüyor, O daha çok işleme, drape, tüy ve pırıltı kullanıyor. Fakat bu böyle devam etmiyor, “Little Black Dress” de zamanla sadeliğini kaybediyor.  60’larda genç nesillerin ilgisi kaybetmeye başlayan elbiseye cut-out’lar ekleniyor, boyu kısaltılıyor,  proporsiyonlarıyla oynanıyor ve  kumaşı değiştiriliyor. Bu değişimler Hulbert de Givenchy’nin Audrey Hepburn için tasarladığı elbiseyle (Breakfast at Tiffany’s)  toplumun istediği hale geliyor. Uzun, derin yırtmaç, askılı ve tabii ki siyah... Öyle de kalmıyor... 70 ve 80’lerde punk ve hippie gibi alt kültürlere de uyarlanmaya devam ediyor, hatta 90’larda grunge tarzınında etkisiyle kendini asker botlarıyla kombinlenmiş bir halde bile buluyor. 20’lerin sade, Coco Chanel’in takım elbiselerine göre daha feminen, detaysız, klasik ve net elbisesi zamanla  işlemeli, desenli, abartılı ve hatta maskülen karakterlere de bürüyor.  Sofistike, şık ve zarif kadınların kıyafeti olarak bilinen O siyah elbise bir anda demir zincirler, zımbalar, deriler, boncuklarla tanışıyor. Chanel’in klasikleşen ve net renkleri siyahla beyaz YinYang’la büsbütün örtüşüyor fakat “zaman” geriye kalan tek eksiği tamamlıyor. Gri...

Her küçük siyah elbisenin içinde biraz klasik biraz avantgarde hava vardır.