07 Şubat 2013
Kaybetmek vs. Yitirmek
Kaybetmek ne kadar güçlü ve güç isteyen bir kelime. Terk edilen veya terk eden bir şeyleri kaybetmiş demektir. Terk eden; gücünü, yürütme çabasını, terk edilen; sevgisini, güvenini. Hatta belki de kendini. Yeniden kalkamaz sanır insan kaybettiklerinin arkasından, hiç bir şey eskisi gibi olamaz. Bu, çaba ve ekstra güç isteyen kaybetme dönemi tek taraf için değil, her iki taraf içinde zordur. Terk eden doğru yanlış kritiği yapar kafasından. "Yanlış mı yaptım" , "erken mi karar verdim" veya "daha fazla çabalayabilir miydim" gibi sorular beyninde döner durur. Ama çözümü bellidir bu soruların; zaman. Ya zamanla pişman olur ya da memnun. Uzun bir zaman değil sadece sağlıklı düşünebildiği bir kaç gün yeter bunu atlatabilmesi için. Pişmansa eğer yeniden tutunmaya çalışır sevdiğine; beklediğini veya kaybettiğini bile bile. Bazen terk eden döndüğün de beklediğini bulur yerinde, çok uzağa gitmemişse.
Terk edilen için daha zor ve sancılı bir süreçtir bu. Daha çok zaman ister. İstemediği veya hazırlık yakalandığı bu son geri alınmaz hatalar bile yaptırabilir kendisine. Her gün bekler belkide geri dönmesini. Günler belki aylar geçer, O sevdiği kadar bekler. Dönse "hadi yeniden" demeye hazırdır. Çünkü O sevdiği kadar affeder. Terk eden için bir kaç ay süren bu dönem, terk edilen için bu kadar kısa değildir. Daha sonrasında yaşadığı tüm ilişkilerde bile bu duyguyu yaşamaktan korkar, terk edilmeyi. Yaşadığı bu korku O'nu yaşayacağı tüm ilişkilerinde takip eder. Aile, arkadaş, belki de evlilik... Sonunu düşünmeden verilen sevgi, saygı, güven ve inanç duygusu sonunda beş para etmez bir hale gelir, böylece gelecekte yaşanacak tüm ilişkilerde verilecek olan duygular bu şekilde körelir. Bu ne kadar doğru bilmiyorum fakat kişinin o an da yapabilecek başka bir şeyi yoktur. Hayal kırıklığı toparlanması en çok zaman alan şeylerdendir bu anlamda. Karşı taraftan gördüğü ilgi, sevgi ve güven bu konunun çözülmesine yardımcı olacaktır. Ama terk eden hep diyecektir, "ya...", "ya da..."
Yitirmek,en kötü kaybetmektir şüphesiz. Tanımlar aynı olsa bile beynimizde oluşan tanım bambaşkadır. Terk edenin istemeden gittiği hissini yaşadır. Beklenmeden, tükenmiş, veya geri dönmemek üzere. Daha duygusal daha acılı bir kayıptır bu. Terk edilenin çok daha acı çektiği, geri dönüşü olmadığını bildiği bir son. Siz ilk ne zaman tanıştınız bu terimle? Ben hayatımda birini yitirdim. Ortaokul arkadaşımı. Bir motor kazasında. O günden sonra hiç birşey eskisi gibi olmamaya başladı. Hayatın ne kadar ciddi ve şakası olmayan bir şey olduğunu anlamıştım. Anlamıştık, hepimiz. O gün büyüdük. Pembe rüyalardan uyanıp hayatın ne olduğunu görmeye başladığımız zamanlardı. Ortaokuldan liseye geçen bir kız ilk defa hayatta neler olup bittiğini anlamış ve ilk gerçek acıyı tatmıştı. Bazı şeyleri kabullenmesini, gerçeğin ne kadar güçlü ve değiştirilemez olduğunu ilk o zaman idrak etmiştim.
Hayatın şaka kaldırmayan, beklenmeyen, çaresiz tavrının karşısında onu yaşamaya, atlatmaya devam etmek zorunda olmamız gerçeği en zoru. Oyle zamanlarda, ben o yaşımın verdiği şaşkınlık veya tecrübesizlikten dolayı bilmiyorum, arkadaşımın yurtdışına gittiğini ve bu yüzden onu bir daha göremeyeceğim gerçeğini kabul etmeyi tercih ettim. Seneler sonra dönüp baktığımda tabii ki kabullenmiştim ama böyle bir yalana inanmak bir süreliğine de olsa iyi hissetmemi sağlamıştı. Belki sırf bir kaç ay için acımı dindirmemi sağlamıştı.
Zaman geçtikçe acı değil anılar hatırlanmaya başlanıyor, hüzün yerini bir anlamda hatıralara bırakıyor. Adını duyduğunuz ve ya hatırladığınız zamanlarla değerli olduğunu, unutulmadığını ve hep sizinle, sizin bir yanınızda olduğunu hissediyor ve mutlu olmaya başlıyorsunuz. "Demek ki bu hayatta birisi size ve kalbinize dokunup, iz bırakabilmiş."
Bu hayatta herşey insanlar için. Hayatta kaybeden de, yitirende olsanız, yaşamanız gereken bir hayat var. Bu hayat, aileniz, sizi seven biri, ya da belki de köpeğinizin size ihtiyacı olduğu ve beklediğiniz bir gelecek ve kurduğunuz hayaller olduğu, gerçeği olduğu için yaşamak zorunda olduğunuz bir hayat. Hepimiz sahip olduklarımızın değerini bilelim ve kesinlikle şükredelim. Bu hayat ailemiz, sevdiklerimiz yanımızda olduğu sürece fazlasıyla yaşamaya değer. Onu en güzel şekilde yaşamaya bakın...
