27 Şubat 2013
Inbox.
"Sevdiği çocukla konuşmalarını telefon da saklayan" kaç kişi kaldı? Geçenlerde mail temizliği yaparken "***** Whatsapp Görüşmesi" gibi isimli bir maila denk geldim. Açtım baştan sona okudum, fazla vaktimi de almadı zaten. Kah saçmalamış, kah gülmüş güzel bir sohbet. O günleri sonunu bilerek bir daha yaşadım, değişik bir tecrübe. Sanki kendi biografinizi okuyomuş hissi yaratıyor insanda. Yaptığın hataları, saçmalamalarını, cesaretini, aceleciliğini, duyguları gösteren bir feedback gibi. Sınava girilmiş başarılı veya başarısız olunmuş ve sonunda karşınızda bir Word dosyası. Size nerelerde hata yaptığınızı gösteriyor. Bugünün aklıyla okuyunca herşeyi çok rahatlıkla görüp anlayabiliyorsunuz. Yeniden karşılıklı konuşuyormuş gibi, keşke öyle değil de şöyle söyleseydim demekten alamadım kendimi çoğu yerde. Dedim ya güzel bir şey deneyin. Insanı düşünmeye yoruyor, bu kadar iyi anlaşabilen iki kişi nasıl olur da yapamıyor, nasıl olur da bu kadar iyi tutan kimya bu kadar kolay bozulabiliyor. Ve gerçekten bu soruların cevabı o konuşmalar da yatıyor. Ya çok pişman olup yalanlara inandığınız için kırılıyorsunuz, yaşanan herşey yalan geliyor. Ya da saçmalasan da ne kadar eğlendiğini görüyorsun, "O'nunla sohbet bir başkaymış" diyosun. Bu işin hem iyi hem de kötü kısmı. Dönüp eski dosyaları açmak her baba yiğidin de harcı değildir. Aslında ilişkinin sonunda ne olacağı baştan peşin peşin o satırlara yerleşiyor. Inandığınız doğruların hepsinin yalan olup olmadığını anlıyorsunuz. Her iki sonuçta da pişman oluyorsunuz. Aklına tamamen yerleşiyor yeniden. Keşke...
Sohbet günlüklerini okumak bir yana, bir de eski fotoğraflara denk gelmek var. O apayı bir konu... Keyfin yerindeyken hiç beklemediğin bir anda dosyalar içinde gezinirken, o resim tokat gibi çarpar suratına. Sen daha ne olduğunu anlamadan bakarsın 10 dakika geçmiş. Bu yüzden şüphesiz resim daha tehlikeli. Ayrılık arifesinde kıyamayıp silemediğiniz bir resim size aylar, belki seneler sonra hava, su, yol, elektrik, olarak geri döner. Bir zamanlar çok yakın bildiğiniz sima, gitgide uzaklaşıyor hatırlanması güç hale geliyor. Avcunuzun içi gibi bildiğiniz o yüzü artık hatırlamakta güçlük çekiyorsunuz. Ta ki "BOOM!" o resme kadar. Bu yüzden ben ne olursa olsun tüm resimleri her yerden silerim. Bitmiş bir yangının küllerini saklamaya ne gerek var ki. Sırf kendinize zarar verirsiniz. Size bir katkısı olmaz. Ama sohbet günlükleri öyle değil. Didaktik eserlerdir. Birine yazdığınız yanlış bir kelime veya insanlar üzerinde güzel etki bırakan sözleri anlamadınızı, idrak etmenizi ve sonrasında bu sözleri kullanıp kullanmamanız gerektiğini anlamanızı sağlar. Kesinlikle işinize yarar.
Acılara bakıp da küsme sevdalara, gavura kızıp da oruç bozulmaz. Sök at kafandan acabaları, kemik aynı yerden iki defa kırılmaz.
Can Yücel
