30 Ocak 2013
Hepimiz birimiz, birimiz çiçek almak için...
Kimine göre senenin en heyecan verici, kimine göre yas tutulan, kimine göreyse piyasayı canlandırmak için yapılmış bir gün. O gün. 14 Şubat.
Ben daha hiç Sevgililer Günü'nü sevgiliyle geçirmedim. Bu yüzden de hiç isyan etmedim. Belki bir kere şahane bir Sevgililer Günü geçirsem, sonraki Sevgililer Günlerin de yas tutardım, bilmiyorum. Bu senede durum aynı, fakat rahatsız değilim. "Sevgililer günü bir güne sığdırılmamalı" sözünün bende taraftarıyım. O'nunla olduğun her gün sana Sevgililer Günü olmalı. Deliye her gün bayram. Ya biz bekarlara?
Bir bekar Sevgililer Günü'nde ne yapmalı?
a) Arkadaşlarıyla dışarı çıkmalı.
b) Çevredeki tüm kalpli detayları ortadan kaldırmaya çalışarak bir gün geçirmeli.
c) Tüm başbaşa yemeğe çıkan çiftleri sabote etmeli.
d) Bütün gün uyumalı.
e) Yokmuş gibi davranmalı.
Sevgililer günü varsa bekarlar günü de olmalı diye düşünüyorum. Tüm bekarlar sokaklara çıkmalı, etrafta aşkı anlatan hiç bir şey olmamalı. Hatta belki böyle bir gün bazılarının bir sonraki Sevgililer Günü'nü kutlamasına da ön ayak olabilir. Haksız mıyım?
Twitter da şimdiden hareketlenmeye başladı. Kimilerinin hiç umrunda olmazken kimileri şafak sayıyormuş gibi bu günü bekliyor. Programlar yapılıyor, rezervasyonlar, hediyeler, güller, kalpler... Dayanamayanlar için bugün kıyametten farksız, yaşayan için sonsuz ihtişama sahip... Anlamıyorum. O güne kadar sevgilinle baş başa, karşılıklı yemek yemedin mi? O gün neden farklı? Ben sanırım bu konuda Yılbaşını anlamsız bulan fakat sevdikleriyle geçirdiğinde anlamını anlayan Grinch gibiyim.
Bir yandan anlamlı da buluyorum aslında Sevgililer Günü'nü... Kimi maço sevgililere cesaret veriyor. Gül almaya çekinen ve erkekliğe sığdıramayan delikanlıyı harekete geçiriyor, 365 gün umutsuzca çiçek bekleyen masum kızımız o gün sürü psikolojisinin etkisiyle beklentisine kavuşuyor. Televizyon da Ezel her akşam Eyşan' nın evine gülle giden bir karakter olsaydı belki de bunların hiç biri olmayacaktı. Ya da Kuzey Cemre'ye... Bir yandan da Süleyman var O'nu örnek alan yok mu? Hürrem'in gözünün içine baka baka şiir okuyor adam ötesi var mı? Koskoca padişah... İşin sırrı burada demek ki, Harem kurmaya giden yol şiirden geçiyor. Erkekler bu detayı atlıyor.
Toplum baskısı erkekler için farklı bir boyut. Elinde çiçekle erkek arkadaşlarına veya "biladerlerine" yakalanan bir erkeğin işi bitmiş demektir. Ego ayakların altında. Sırf çiçekle de kalmıyor bu iş, arkadaş ortamında yapılan telefon görüşmelerinde bile çok şey fark ediyor. Kilit kelimeler kesinlikle söylenmiyor. Tek duyduğumuz "Hmm." , "tamam", "konuşuruz", "oyun oynuyorum" gibi kısa irite edici sözler. Bunları duymayan kadın bizden değildir. Kapatırken "Ben de seni seviyorum" dedirtmek için harcadığımız çabayı bütün hafta spor salonların da harcamıyoruz. Sonuç olarak yine duyduğumuz "Bende." Daha çok zorlarsan PES 'de karşı takımdan gol yemesine sebep olursun. Ömrün boyunca bir daha "bende" lafını dahi duyamazsın. Öyle bir andır ki o "ben artık seni sevmiyorum, başkasını seviyorum" desen "hmm.ok konuşuruz." der, bir yandan da arkadaşlarıyla muhabbete devam eder, falan. Zor işler bunlar... Sabır ister.
İşte bu yüzden Sevgililer Gününde tüm bu delikanlılar birbirinden güç alırlar. Hepimiz birimiz, birimiz çiçek almak için. Seviyorum diyebilmek için...
-Abi sen seni seviyorum dedin mi?
-Daha demedim oğlum nasıl dicem??!?!?
-Ben dedim oğlum bir şey olmuyor, sende söyle. Seviniyor garibim.
-Gül de aldın mı?
-Aldım oğlum köşeden.
-Ne renk?
-Bilmem bakmadım.
Ne büyük olay, dimi? Ek, biç, yetiştir istedik sanki. Neden bu kadar zorlanırsın ki. Sonuçta zar zor yaparlar işte adet yolunu bulsun diye. En rahatı şüphesiz bekarlar o gün... Ne alacağım, ne giyeceğim derdimiz yok. Benim programım PTT. Pijama, terlik, televizyon. Hatta kendimi şımartıp bir kutu Ben&Jerry's yerim belki, kim bilir... Çok efkarlanırsam bir güzel çayımı da demlerim. Benden güzeli yok... Benim şimdiden belli ne olacağım. 14 Şubat programım.
Şimdiden tüm sevgililerin Sevgililer Günü kutlu olsun. Bol çiçekli, bol neşeli, bol kalpli olsun. Delikanlılar uslu dursun, hepsi biraz Süleyman olsun...
